Sizi bilmem ama,1 haftadır süregelen pastırma yazı-ya da ayazı olduğunu söyleyenler de var- bana pek bi' iyi geldi,
Garip bir neşe doldu içim.
2 aydır yaşadıklarımı alışmak zorunda oldğum yeni düzeni aklımım bir köşesine atıp da en ufak şeylerden mutlu olma hali vardı.
-Balat'ta bir kilisenin bahcesinde yetiştirilen Faya bitkisinden bir dal almış gelmiş. Konuşmanın ortasında " 2 yaprağını al cüzdanına koy, bereket getirirmiş" dedi. Kokuyor mu, kokusu neye benziyor; yeni bir bitkiyi keşfederken mutlu oldum.
- aileye yeni katılan ufaklığın bakışını gördüm, Yeni hayatlar, yeni umutlar gördüm; yeni gelenimiz için mutluluktan yaşardı gözleri bu sefer diye mutlu oldum.
-falında istediğini görmedim, hatta olmaz bu iş dedim diye trip yedim.. Başka tripleşecek herhangi bir konumuz yokmuş dedim mutlu oldum.
-aşure vakti gelmiş, benim 40 çeşitlisini sevdiğimi bilen "Mediha bak sana ayrı yaptık, böyle seversin" diyecek canımdan çok sevdiklerim var diye mutlu oldum.
-2 aya kadar çok şekerli içiyorum diye içmekten çekindiğim çayı artık şekersiz iciyorum; çayı muhabbetiyle tatlandıranlarım var diye mutlu oldum.
-Öyle ki çalıştığım proe için gelen her numuneyi paketini açarken hediye paketi açıyormuşum gibi mutlu oldum :)
Pastırma (a)yazının son günleri ama olsun, insan mutlu olmak istesin yeter ki...
Mutluluğunuz daim olsun :)
12 Kasım 2014
7 Kasım 2014
Bir şarkı dinlersin, işte bu dersin ...
Hani bazı şarkıları çok defa dinlemişindir, ama radyoda bir anda karşına çalınca, şarkının tamamı değil de bir parçası tam da içinde olduğun ama kendine bile anlatamadığın duygularını özetleyiverir ya; işte tam o andayım şu anda.
"her gecenin sabahı,
her kışın bir baharı,
her şeyin bir zamanı,
benim dermanım yok ..."
- Her zaman Fikret Kızılok'tan dinlediğim şarkıyı bu sefer bir de Mehmet Erdem'den dinliyorum bu sefer. -
1 Ekim 2014
Babasının Kızı / Zaman kavramı
Bugün tam 20 gün oldu; babamsız olan hayata alışmaya çalışıyoruz hep birlikte. Daha doğrusu onun yerinin dolmayacağını bilerek onun bıraktığı yerden hayatlarımıza devam ediyoru, etmeye çalışıyoruz. ..
28 Ağustos 2014
Daaannn!!!
"Seni çok iyi anlıyorum" dedim, ilk defa birini anlayabilmek için empati kurmam gerekmemişti ya da kendi yaşadığım zorluklardan yola çıkarak bi yerlere vardırarak söylememiştim bu cümleyi. Halbuki ne kadar garip değil mi, hep karşımızdakini bir nebze olsun rahatlatabilmek için kullanırız da içi boş kalır bu cümlenin.
Karşımdakinin o gün hissettikleri çook daha önceden hissetmiştim. Hatta o kadar uzun zaman olmuştu ki unutmuşum. Sanırım o şekilde görünce hatırladım, aynı şeyleri yaşarken neler hissettiğimi.
"Biliyorum... Peki nasıl katlandın?" Daaannn! Cidden nasıl katlanmıştım, nasıl unutmuşum onca şeyi? O güne kadar hiç düşünmemiştim, düşünme ihtiyacı bile duymamıştım ki. Aslında unutmamıştım, Yaradan öyle bir hafıza vermiş ki zaten hiçbir şeyi unutamıyorum; unutmak istesem de unutamıyorum. Farketmeden "Zaman!" diyiverdim bir çırpıda. "Zamanla alışıyorsun".
Sonra sarıldık, ağlaştık. Kendime değil; ona ağladım. Kendi başıma yeniden gelirse naparım diye değil; o alışıncaya kadar "zaman" denen o ilaç ona nasıl geçecek, onun için diye ağladım. Ağlayamadım da gerçi, düğüm oldu her şey boğazıma.
Düşündüm sonra "zaman her şeyin ilacı" derler ya cidden her şeyin ilacı.
Zati şu insan evladı bi' ölüme çare bulamamış da farkına varamamış; en güzel çare de zamanmış onun da farkına varamamış.
(Müzik dinleyerek okumak isterseniz fonda Düş Sokağı Sakinleri-Zaman Siler Her Şeyi olsun)
Karşımdakinin o gün hissettikleri çook daha önceden hissetmiştim. Hatta o kadar uzun zaman olmuştu ki unutmuşum. Sanırım o şekilde görünce hatırladım, aynı şeyleri yaşarken neler hissettiğimi.
"Biliyorum... Peki nasıl katlandın?" Daaannn! Cidden nasıl katlanmıştım, nasıl unutmuşum onca şeyi? O güne kadar hiç düşünmemiştim, düşünme ihtiyacı bile duymamıştım ki. Aslında unutmamıştım, Yaradan öyle bir hafıza vermiş ki zaten hiçbir şeyi unutamıyorum; unutmak istesem de unutamıyorum. Farketmeden "Zaman!" diyiverdim bir çırpıda. "Zamanla alışıyorsun".
Sonra sarıldık, ağlaştık. Kendime değil; ona ağladım. Kendi başıma yeniden gelirse naparım diye değil; o alışıncaya kadar "zaman" denen o ilaç ona nasıl geçecek, onun için diye ağladım. Ağlayamadım da gerçi, düğüm oldu her şey boğazıma.
Düşündüm sonra "zaman her şeyin ilacı" derler ya cidden her şeyin ilacı.
Zati şu insan evladı bi' ölüme çare bulamamış da farkına varamamış; en güzel çare de zamanmış onun da farkına varamamış.
(Müzik dinleyerek okumak isterseniz fonda Düş Sokağı Sakinleri-Zaman Siler Her Şeyi olsun)
23 Ağustos 2014
neşe > fondöten
İlk fondötenimi 23, ilk pudramı 25 yaşında aldım dersem makyaj ile aramdaki ilişkiyi gayet rahat çözebilirsiniz sanırım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
